Monday, August 24, 2020

Affetme Çalışması & Ho'oponopono

"Affetmemek zehir içip karşınızdakinin bundan zarar görmesini beklemektir," derler ya, biz de şimdi burada sırtımızda yük olarak taşıdığımız bu kızgınlıklarımızdan, öfkemizden kurtulmayı seçerek arınıp hafifliyoruz. 

Affetme Çalışması 


Yukarıdaki çalışmada geçen Ho'oponopono Duası veya Tekerlemesi - evet, ismi kulağa komik geliyor, Hawaii orijinli - dört basit cümleden oluşuyor. Pişmanlık Belirtme, Af Dileme, Sevgi Sunma ve Teşekkür Etme. (Özüne inersek yaşadığımız "her" şeyin sorumluluğunu üstlenme ve ondan arınma aslında. (Daha detaylı olarak Program Videolarımda anlatıyorum. Fazlası için de Dr. Hew Len'i araştırabilirsiniz. Onun yarattığı bir metot.)

Birincisi: Üzgünüm. (Özür Dilerim.) 
İkincisi: Lütfen Beni Affet.
Üçüncüsü: Teşekkür Ederim.
Dördüncüsü: Seni Seviyorum

Bu güçlü cümleler inanılmaz etkiye sahip. Sıralamanın pek de önemi yok.  En önemli kısmı sizi kimsenin duymasına gerek olmaması. İsterseniz içinizden, isterseniz sesli olarak kendi kendinize söylemeniz yeterli. Güç her zaman olduğu gibi duygulardan geliyor; ve evrenin affetmeye, sevmeye karşı olumlu yaklaşımından.

Seni Seviyorum: Bunu kendinize, evrene, Tanrıya, aldığınız nefese, yaşadığınız eve, karşılaştığınız zorluklara bile söyleyebilirsiniz. Tekrar tekrar söyleyin. İnanarak. Hissederek. Tekerleme gibi. Alışkanlık olsun. Hep söyleyin. Sevgiden daha etkili başka bir duygu, enerji, frekans yok. Bütün yanlış kayıtları iptal ediyor.

Üzgünüm (Özür Dilerim): İçimizdeki ve dışımızdaki çok şeyden biz sorumlu olsak da, dışımızdakilerin sorumluluğunu almak her zaman kolay olmuyor. Aslında kendi yaşamımızın baş rolünde biz varız; o yüzden her şey bizimle, bizim algımızla ilgili. Biz oradaysak o durumun parçasıyız demektir. Sadece gözlemci olmak, şahit olmak bile yeterli. 
 
Biz en iyisi sorumluluğunu kolayca alabileceğimiz konulardan başlayalım. Mesela fazla kilomuz, öfke sorunumuz, sağlığımızla ilgili olumsuz durumlar, hep aynı tip arızalı kişileri kendimize çekmemiz, para konusuyla ilgili durumlarımız... "Özür dilerim," deyin. 

Daha da net belirtebilirsiniz: 

"Hayatımdaki şu şu durumdan kendimin sorumlu olduğumu fark ediyorum, kabul ediyorum ve bilincimdeki bir şeyin buna sebep olmuş olmasından üzüntü duyuyorum."

Lütfen Beni Affet: Bunu kime veya neye söylediğinizi düşünmeyin. Kendinize, bilinçaltınıza/bilinçdışınıza, her şeyi yaratan o büyük güce... Hepsi de aynı şey aslında... 
Sadece söyleyin. Tekrar tekrar. İnanarak ve bir önceki adımdaki pişmanlığınızı düşünerek.

Teşekkür Ederim: Teşekkür edin. Yine kime veya neye ettiğinizin bir önemi yok. Kendinize, olabileceğinizin en iyisi olduğunuz için teşekkür edin. Bedeninize, size bunca yıldır hizmet ettiği için teşekkür edin. Evrene, Tanrıya, doğaya, ailenize, eşinize, çocuklarınıza, dostlarınıza, öğretmenlerinize, size zarar veren ama farkındalığınızı arttıran, size ders olan kişilere veya özür dilediğiniz belirli bir şey varsa ona da teşekkür edebilirsiniz. Kısaca "Teşekkür ederim," demek ve o minnet duygusunda olmak, zaten gerçekleşti demekle aynı anlama geliyor. Zihniniz böyle anlayacaktır. Görev tamamlanmış, teşekkür ediyoruz diyecektir.

Tüm çalışmada düşüncede değil de duyguda olmak asıl anahtar zaten. 

Buraya bir ek yapacağım.

Epey bir zamandır aklıma estikçe - genellikle sıkıcı işler yaparken, hani ıslık çalmak, şarkı söylemek gibi -  bu Ho'oponopono Tekerlemesini tekrarlıyorum. Gerçekten de huzur veriyor insana. 
Bir iki gün önce yine bir şarkının nakaratı gibi tekrarlayıp duruyordum keyifle. "Kimden özür dilemem gerekiyorsa ona gitsin," diye aklımdan geçirmemle inanılmaz bir açılım yaşadım. Çok küçük yaşlarımdan başlayarak yıllardır aklımın ucundan geçmemiş anılarım canlanmaya başladı zihnimde. İlkokulun ilk günlerinde, öğretmen beni sınıftan atsın da anneme gideyim diye yanımdaki çocuğun defterini çizip yere atışım mesela. (Yapmıştım böyle bir şey gerçekten!) O çocuğu hatırlayamadım ama ondan özür diledim. Ve ardı ardına akın etti böyle anılar zihnime. Hepsinden özür diledim sırayla. Çok iyi hissettim kendimi.
Paylaşmak istedim sizlerle de. Siz de "Kimlerden özür dilemem gerekiyor?" diye sorarsanız benzer şeyler yaşayabilirsiniz belki diye.


Joseph Murphy "The Power of Your Subconscious Mind / Bilinçaltınızın Gücü" kitabında affetme konusunda şöyle bir test veriyor. Affetme için Asit Testi.

"Altın için asit testi olduğu gibi affetme için de var. Size kötülük veya haksızlık yapmış, sizi üzmüş biriyle ilgili harika bir şey söylersem ve siz de bu kişiyle ilgili o güzel habere en basit haliyle burun kıvırırsanız, nefret tohumları hala içinizde duruyor demektir.

Siz bana bir yıl önce çenenizde oluşan enfeksiyondan bahsederken size 'Şimdi ağrıyor mu?' dersem otomatik olarak 'Tabi ki ağrımıyor. Sadece hatırası kaldı acısı geçti,' dersiniz.

Yaralar kapanır, kapanmalıdır çünkü. İlelebet acımazlar. İşte bu Asit Testidir. Bu testten psikolojik ve ruhsal olarak başarıyla geçmediğiniz müddetçe kendinizi kandırırsınız. Affetme Sanatını henüz öğrenememişsinizdir."

Ne dersiniz, geçer misiniz Asit Testinden?

Ben bu testten henüz habersizken canımı çok acıtmış birileri için kendi kendime böyle denemeler yapmıştım. (İçgüdüsel olarak  tabi ki hepimiz biliyoruz bunların hepsini.) Sonunda geçmiştim de valla. 

Son bir eklemem var. O da kitapta bahsettiğim affetme çalışmasını yapan gerçek kişi Sarah Montana'nın Ted konuşması. Dinleyin bence. Yaşadığı o yoğun duygular tüm bedeninden ve gözlerinden akıyorken ağlamadan konuşmayı da başarıyor Sarah.  
O affedebilmişse herkes affedebilir bence.



No comments:

Post a Comment

Teşekkürler Tam da bu zamanda, tam da bu yerde, bu anne babayla, bu aileyle ve bu donanımla dünyaya gelmenin kendi seçimim olduğuna inanıyor...